|
Otizm,
duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorluk, dilin
gelişiminde gecikme ve problemler, kısıtlı ilgi alanı ve
garip tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir hastalıktır.
Belirtilerin çeşidi ve şiddetindeki değişiklik nedeni ile
bir yelpaze hastalığıdır. Otizmin pek çok alt tipi vardır.
Özellikle atipik denilen tam otistik olmayan kişilerde tanı
zor olmaktadır.

Belirtileri:
Otistiklerde
duygusal ve sosyal gelişmedeki kısıtlılık ve problemler, göz
temasından kaçınma, seslenince bakmama, yüz ifadelerinde
beklenen duyguyu yakalayamama, taklide dayalı öğrenmenin azlığı,
(by-by, ce oyunu öğrenememe) arkadaş ilişkisi geliştirememe,
duygularını başkaları ile paylaşamama, başkalarının gösterdiği
duygulara karşılık verememe şeklinde görülmektedir.
Dil
gelişimindeki gecikmeler, bu çocuklar için doktora başvurmanın
temel gerekçesi olmaktadır. Otistiklerin büyük bir kesiminde
konuşma hiç gelişmezken, bir kısmında gelişmektedir. Ancak
bu, söyleneni tekrarlama, anlamsız tekrarlar, zamirleri ters
kullanma ve ses tonunun tekdüzeliği şeklindedir. En sık karşılaşılan
tekrarlayıcı davranışlar ise, kendi çevrelerinde dönme,
sallanma, parmak ucunda yürüme, el kol çırpma, dönen eşyaya
ilgi, kafa vurma ve garip el hareketleridir. Kısıtlı ve diğer
insanlara anlamsız gelen ilgi alanları söz konusudur. Bu
temel belirtilere ayrıca onların hayatını kötü etkileyen aşırı
hareketlilik, hırçınlık, uyku sorunu da sıklıkla eşlik
etmektedir.
Tanı:
Otizmin
kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur. Gözleme
dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur.
Otistik çocuklar aşağıdaki belirtileri gösterebilirler.
Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir.
Otistik çocuklar bu davranışları hafiften ağıra değişen
ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler.
Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da
yine zaman içinde ortaya çıkabilirler.
- İlgisizdir.
- Gereksinimlerini
bir yetişkinin elini kullanarak ifade eder.
- Ekolalisi
vardır. (kendisine söylenenleri papağan gibi yineler)
- Uygunsuz
gülme ve kıkırdamaları vardır.
- Göz
teması yoktur veya kısıtlıdır.
- Oyunlara
bir yetişkinin yardımı ve ısrarı ile katılır.
- Başka
çocuklarla oynamaz.
- Hayal
gücüne dayanan, yaratıcı oyunlar oynamaz.
- Tek
bir konu hakkında durmadan konuşur.
- Nesneleri
çevirir veya döndürür.
- Bazıları
sosyal beceri gerektirmeyen faaliyetlerde çok başarılıdır.
(müzik, boz-yap oyunları gibi)
- Değişiklikten
hoşlanmaz
Nedenleri:
Otizm
genetik yatkınlık temelinde ortaya çıkar. Pek çok çevresel,
fiziksel ve kimyasal etken de rol oynar. Bu etkenler otizmle
ilgili genlerin ne düzeyde ve nasıl ifade edileceğini
belirlemektedir. Bu çevresel etkenler arasında, doğum öncesi
alınan ilaçlar, annenin gebeyken geçirdiği enfeksiyonlar, doğum
sırasında ortaya çıkan olumsuz hadiselerdir. Çevresel pek
çok etken araştırılmakla birlikte otizmin nedeni olarak ne
diyet ne de aşılar için hiçbir sağlam dayanak yoktur.
Otistik çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu,
alerjik bünyeli oldukları ve hastalıklara sık yakalandıkları
söylenmektedir. Bugün için uzmanlar, otizmin temelde birden
fazla gene bağlı bir hastalık olduğunu düşünmektedirler.
Erkek çocuklarda, kızlardakinden 3-4 kat daha sık görülür.
Bunun tam nedeni bilinmemekle birlikte yine genetik ve hormonal
etkiler söz konusudur.
Zeka
düzeyi en önemli etkenlerden biridir. Otistik çocukların önemli
bir kısmında zeka problemleri varken, bir kısmı normal, az
bir kısmı üstün zekalıdır. Son grupta hastalık daha hafif
ve daha iyi seyredebilir, ikinci önemli etken, konuşmaya başlama
yaşıdır. Genellikle 5 yaş dolaylarında konuşmaya başlamış
olmaları olumludur. Bunlar dışında olumlu çevre koşulları,
aile içi etkileşimin iyi olması, erken tanı ve özel eğitimin
erken başlaması önemlidir. Otizm bulguları özellikle
ilerleyen yaşla birlikte dalgalanma gösterir. Bazen kısmi düzelmeler
ve kötüleşmeler izlenir. Bazen otizm, 1-2 yaşları arasında
tamamen normal bir çocukta sonradan ortaya çıkabilir. Otizm tümüyle
düzelmez. Ama özellikle atipik formlarında iyiye gidişler
vardır.
Otizm
ile ilgili birçok bozukluk, "Yaygın Gelişimsel
Bozukluk" adı altında toplanmıştır. Bu gruba giren ve
otizmle benzerlik taşıyan bazı rahatsızlıkların özellikleri
aşağıda özetlenmiştir.
Asperger
Sendromu:
Sosyal iletişimde bozukluklar, kısıtlı ilgi alanları ve
faaliyetler/ses tonları monoton ve mekanik olmakla beraber dil
gelişiminde gecikme olmaması, test edildiği zaman ortalamadan
yükseğe kadar uzanabilen zeka düzeyi bulguları ile
karakterize edilir.
Başka
Şekilde Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk:
Bu tanı çocuk belli bir teşhis alamadığı, fakat pekçok
alanda gelişim bozukluğu gösterdiği zaman sözkonusudur.
Rett
Sendromu:
İlerleyen bir bozukluktur. Çocuk ilk yıllarda normal bir gelişim
gösterir. 1-4 yaşlarından itibaren kazandığı pek çok
beceri geriler, ellerinin amacına uygun kullanımı giderek
yerini tekrarlayan el hareketlerine bırakır. Bugüne kadar
yalnızca kız çocuklarda görülmüştür.
Tedavi:
Bugün
için otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık hayat boyu süren
kalıcı bir rahatsızlıktır. Ancak gerek yaşla, gerek erken
müdahale ile belirtilerin sıklığında ve şiddetinde değişiklikler
görülür. Belirtilerin bir kısmı kaybolur, bazı yeni
belirtiler açığa çıkabilir. Bugün için en temel tedavi şekli
özel eğitimdir. Gelişmiş ülkelerde otistik çocuklar için
hazırlanmış özel eğitim programları mevcuttur. Ülkemiz
henüz bu açıdan hazırlık aşamasındadır. Eğitim
programlarının esasını davranış ve konuşma terapileri oluşturur.
Son zamanlarda her bir otistik çocuğun özelliklerine ve
gereksinimlerine uygun bireysel terapiler geliştirilmektedir. Tüm
bu tedavilerde amaçlanan çocuğun özbakımını kendi kendine
gerçekleştirmesi, öğrendiklerini karşılaştığı yeni
durumlarda da kullanmayı öğrenerek sosyal yaşama uyumunun
artmasıdır. Son çalışmalar göstermiştir ki, son 10 yılda
tanı konan otistik çocuklar öncekilere oranla daha iyi
durumdadır, çünkü bunlara daha erken yaşta eğitim tedavisi
başlamıştır. Bu nedenle otizmin erken yaşta tanısı önemlidir.
Özellikle küçük çocuklarda kesin bir tanı koymak her zaman
olanaklı değildir, normal çocukların dahi bazen gelişimleri
sırasında geçici olarak otistik belirtiler gösterebildikleri
bilinmektedir. Dolayısı ile bazen tanı konmadan da eğitim açısından
hazırlıklı olmak, bu tip çocukları kısa aralıklarla
izlemek ve değişik disiplinlerden gelen uzmanların bir arada değerlendirilmeleri gerekebilir.
Otizmde
ilaç tedavisi, bazı durumlarda değişik nedenlerden ötürü
uygulanabilir. Özellikle epilepsi (sara) nöbetleri
otistiklerde sık görülür ve tedavi edilmezse olumsuz sonuçlar
doğurabilir. Ayrıca hiperaktivite, depresyon, düzen bozucu
davranış, saldırganlık, uyku ve yeme sorunları bazı
otistiklerde ilaç kullanımını zorunlu kılacak ölçüde şiddetli
olabilir. İlaçlar otizmi tedavi etmez, ancak eğitimi olanaksız
kılan durumlarda veya sorunlar ailenin baş edemeyeceği
boyutlara vardığında gerekli olabilir. Gelişigüzel ve belli
bir amaca yönelik olmaksızın ilaç kullanılması sakıncalı
olup, otizm konusunda uzmanlaşmış hekimlerin ilaç önermesi
daha uygundur.
Bilimsel
olarak destek görmese de, özellikle A.B.D.'de otistik çocuklarda
yüksek doz vitamin ve diyet uygulamaları çok yaygındır.
Yararı tartışmalıdır. Eğitim ve ilaç tedavilerinin yanısıra
daha pek çok yardımcı teknik vardır. Bunların bir kısmı
çok tepki görmektedir, (örn. facilitated communication) bazıları
ise çok günceldir (örn. Auditory integration therapy).
Erken
tanı eğitimin biran önce başlatılması açısından önemlidir.
Çünkü, küçük çocuklar öğrenme çağlarında büyük
potansiyel taşırlar ve verilen eğitimden büyük yaştaki çocuklara
kıyasla daha fazla yarar görürler. Uzmanlar ve araştırmacılar,
çocuk gelişimindeki erken kritik yaşlardan sonra fazla bir
gelişme olmayacağını saptamışlardır. Hatta bu çocukların
diğer çocuklar gibi kendilerine özgü bir öğrenme
teknikleri olmadığı için, bir süre sonra mevcut
potansiyellerini de kaybettikleri, düzeltilmesi zor bazı
durumlara gelebildikleri de bilinmektedir. Birçok araştırma göstermiştir
ki, erken yaşta tanı konan ve eğitimine başlanan pek çok
otistik çocuğa bazı becerileri kazandırmak ve onları üretken,
kendine yeterli hale getirmek mümkün olabilmiştir.
|