|
Deprem ve benzeri travmalar sonrası değişik psikiyatrik rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu
ruhsal rahatsızlıklar arasında sıklıkla görülenler travma sonrası stres
bozukluğu, depresyon, anksiyete, normal olmayan yas tepkisi veya uzamış yas
tepkisidir. Bütün psikiyatrik rahatsızlıklar travma ile
alevlenebilir ancak görülme sıklıkları yukarıda sayılan hastalıklara göre
daha seyrektir. En çok şikayet edilen belirti ise uyku bozukluğudur. Uyku
bozukluğunun tek başına görülmesi nadirdir, genelde değişik ruhsal rahatsızlıklara
eşlik eden bir bulgudur (depresyon, anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıklarda
olabileceği gibi astım, kalp yetmezliği gibi bedensel hastalıklara da eşlik
edebilir). Uyku bozukluğu ortaya çıktığında altta yatan nedenin mutlaka
araştırılması gerekir. Bu durumda en iyisi
uzmanlardan yardım istemektir.
Kaygı kişiyi tehlikelerden koruyan normal bir tepkidir. Kaygı
sayesinde sınavlara daha iyi hazırlanır, işinizi daha dikkatli yapar ve
zararlı bazı davranışlardan uzak durursunuz. Ancak bazen kaygının aşırı
artması ile toplumsal uyumda bozulma görülür, travmaya uğrayan kişiler işini
yapamaz, uyuyamaz, toplumsal işlevlerini yerine getiremez hale gelebilir. Bu
durumda anksiyete bozukluğu diye adlandırdığımız hastalık söz konusudur
ve tedavi edilmesi gerekir.
Depremi
ya da travmayı direk yaşamış ve yakınlarını, evini, işini veya bir organını kaybetmiş
kişilerde görülebilecek psikiyatrik sorunlar iki boyutta
incelenmelidir:
-
Travmaya
maruz kalma sonucu ortaya çıkan akut stres tepkisi veya travma sonrası
stres bozukluğu.
-
Travmada
yakınlarını, evini, işini kaybetme sonucu ortaya çıkan yas tepkisi
veya patolojik yas tepkisi.
Akut
stres tepkisi ve travma sonrası stres bozukluğu
Aşırı
stres yaratan bir durumla karşılaşma kişide çaresizlik duygusu ve korku
yaratır. Depremle karşılaşan kişilerde ilk tepki halk arasında şok
olma şeklinde tanımlanır. Kişi şaşkınlık içindedir, donakalır, ne
yaptığının çok farkında değildir. Olayı hatırlamak istemez, bulunduğu
yerden uzaklaşmaya çalışabilir veya amaçsız hareketlerde bulunabilir. Bir
müddet sonra durumun farkına varır, başına gelenleri hatırlar ve felaketin
boyutlarını kavramaya başladığında akut stres tepkisi gelişir.

Akut
stres tepkisi
-
İlk
dört haftada ortaya çıkar ve 2 gün-4 hafta sürer.
-
Travmatik
olay zihinde tekrar tekrar yaşanır (flash back). Gün içinde deprem görüntüleri
aniden akla gelebilir. Travmayla ilgili düşünceler zihni yoğun olarak meşgul
edebilir ve istemli olarak bu düşüncelerden uzaklaşılamaz. Veya sürekli
olarak deprem oluyormuş gibi hissedilebilir.
-
Belirgin
uyarılmışlık durumu vardır (ani ses duyulması ile korku, kaygı ve
heyecanda artma gözlenmesi gibi). Uyku bozukluğu sıktır ve uykuya dalma
güçlüğü, uykudan sık sık uyanma veya erken uyanıp tekrar uyuyamama
şeklinde olabilir. Uykuda depremle ilgili kabuslar sıktır ve kabusla
uyanma olabilir.
-
Travmaya
uğrayan kişilerde belirgin uyarılmışlık hali ve aşırı duygusal
tepkiler verme veya aksine duygusal olarak tepki vermeme görülebilir. Kişi
korku ve çaresizlik içindedir, umutlarını, geleceğini yitirmiştir, yaşadıklarına
inanamamaktadır, aşırı sinirlilik ve ani öfkelenme olabilir. Bazen
duygularını yitirmiş gibi hissedebilir, ağlayamaz, duygularını ifade
edemez.
-
Dikkat
toplama güçlüğü sıktır. Kişiler dalgınlık ve unutkanlıktan yakınırlar.
Deprem anı ve yaşananları hatırlayamama olabilir.
-
Depremi
hatırlatan durum, kişi ve yerlerden uzaklaşma çabası vardır. Bazen kişinin
isteği ve iradesi dışında uzaklaşma çabası olabilir. Bir hastamız
depremle ilgili konuşmalar başladığında bayıldığını aktarmıştı.
Bu da kişinin isteği dışında gerçekleşen bir çeşit uzaklaşma çabasıdır.
Depremin yaşandığı yere tekrar dönmeme isteği olabilir. 17 ağustos
depremi çoğu kişiyi yatak odasında yakaladığı için çoğu hastamız
yatak odasına giremediklerini ve başka yerde yattıklarını belirtmiştir.
-
Bedensel
yakınmalar sıktır (yaygın ağrılar, çarpıntı, nefes darlığı, bayılma
gibi).
-
Yeni
yaşanan olaylar ve görülen yerler için aynı olayı tekrar yaşıyormuş
gibi veya aynı yeri daha önce de görmüş gibi hissedilebilir. Kişi
kendi bedenini değişiyormuş gibi algılayabilir. Yüzü başkalaşıyor,
elleri büyüyormuş gibi gelebilir.
-
Olaya
bağlı suçluluk duygusu olabilir.
Bu
durum normalde bir bozukluk olarak tanımlanamaz. Travmayı yaşayan veya tanık
olan herkeste az veya çok görülebilir. Normalde beklenen zaman içinde
belirtilerin azalarak kaybolmasıdır. Ancak bu belirtilerin daha geç ortaya çıkması
ve daha uzun sürmesi normal değildir ve değerlendirilmesi gerekir.
Belirtilerin uzun sürmesi durumunda travma sonrası stres bozukluğundan
bahsedilir ve bu durumun tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edilmediği taktirde kişinin
iş yaşamını, aile yaşamını ve toplumsal ilişkilerini olumsuz yönde
etkiler.Deprem
sonrası herkeste aynı bozukluk ortaya çıkacak diye düşünmek yanlıştır.
Travma herkesi aynı oranda etkilemez. Çocuklar, yaşlılar, bedensel hastalığı
olanlar, evi ağır derecede hasar görenler ve ekonomik durumu iyi olmayan kişiler
depremden daha fazla etkilenir. Daha önce psikiyatrik hastalık geçirmiş kişilerin
tekrar hastalanma riski daha fazladır.
Travma
sonrası stres bozukluğu travma yaratan durumu örneğin depremi takiben 1
hafta ile otuz yıl içinde görülebilir. Belirtiler zaman içinde azalma veya
artma gösterebilir. Özellikle stres yaratan durumda belirtilerde artma olur.
Erken tanı konması ve çevresel desteğin iyi olması tedavide başarı şansını
artırır.Depremde evi yıkılan, veya hasar gören, yakınlarını kaybeden kişilere
öncelikle yapılması gereken barınma beslenme ihtiyaçlarının sağlanmasıdır.
Mümkün olan en kısa sürede zorunlu ihtiyaçların karşılanması ve normal
günlük yaşama dönmeye çalışma daha sonra ortaya çıkabilecek psikiyatrik
sorunların azalmasına yardımcı olur.Travma sonrası stres bozukluğu
tedavisinde ilaç kullanımının yanında psikoterapi önerilmektedir.
Normal
yas tepkisi, normal olmayan veya uzamış yas tepkisi
Büyük
kayıplardan sonra kişilerde görülen psikolojik tepkilere yas denilmektedir.
Kayıp terimi ile anlatılmak istenen yakınların ölümü yanında kişinin
bir organını, beslediği hayvanları, malını veya işini kaybetmesi v.b. dir.
Yas tepkisi kayba uğramış herkeste görülür ancak kişiden kişiye değişebileceği
gibi kültürler arasında da farklılık gösterir.Sevilen birinin, bir yakının
veya malın kaybından sonra ilk tepki şok olma duygusudur. Kişi duygularını
yitirmiştir ve şaşkındır. Olanlara anlam veremez, inanamaz. Olanları
anlamaya başladığında ağlayarak yas tutma sürecine girer. Yemek yiyemez,
uyuyamaz, insanlarla konuşmak istemez. Çevreye ilgi azalmış ve dikkat
toplama güçleşmiştir. Uyku düzensizleşmiştir ve kaybedilen kişi veya
nesne ile ilgili rüyalar sıktır. Kişi kabusla uyandığında yaşadıklarının
gerçek veya rüya olup olmadığını anlayamaz.Bazen kaybedilen kişiye karşı
duyulan hisler o kadar kuvvetli olabilir ki yas tutan, ölenin sesini duyduğunu
veya kendisini gördüğünü söyleyebilir. Bunun normal sayılabilmesi için
kişinin bu durumun gerçek olmadığını kabul etmesi gerekir.
Yas
tepkisi dört evrede izlenir:
-
Evre:
Yasın erken evreleridir. Kişi hiçbir şey hissedemediğini söyler ve yaşadıklarını
protesto eder. Olayı olmamış gibi kabul eder, oldukça öfkelidir.
-
Evre:
Tüm dikkat ölen kişiye yönelmiştir. Onunla ilgili anlatılanları
dikkatle dinler, zihninde onunla ilgili anıları tekrar tekrar yaşar. Bu
nedenle günlük işlerini sürdüremeyebilir. Bu dönem birkaç ay ile
birkaç yıl arasında değişir.
-
Evre:
Ölüm gerçeği kabul edilmeye başlamıştır. Sonuçta kişinin ölmüş
olduğu ve zihindeki anıların da gerçekte anı olduğu algılanır. Anılardan
uzaklaşma başlar. Ölüm gerçeğini kabul etmeye bağlı olarak derin üzüntü
ve hayal kırıklığı yaşanır. Uyku bozuklukları, iştahsızlık ve
kilo kaybı sıktır. Yaşam anlamını yitirmiştir.
-
Evre:
Yeniden yapılanma evresidir. Kişinin yas duygusu zamanla azalır ve normal
yaşama dönmeye başlar. Ölen kişiye ait üzüntü verici anıların yanında
bu kişinin eğlenceli yanları da hatırlanır. Artık ölen kişi her yönü
ile zihinde yer etmiştir.
Yas
tepkisinin şeklini ve şiddetini belirleyen önemli değişkenlerden birisi de
kaybın ani olup olmaması, veya beklenen ölüm olup olmamasıdır. Örneğin
uzun süredir ağır ve çaresiz hastalık çeken bir yakının kaybı daha
kolay kabul edilebilirken, deprem veya trafik kazası gibi nedenlerle olan ani
kayıplarda yas tepkisi daha şiddetli olup daha uzun sürebilmektir. Sonuçta
yasın çözülmesi ve normal yaşama dönme süresi bir yılı geçmemelidir.
Bu süre uzuyorsa değerlendirilmesi gerekir.
Normal
olmayan yas birkaç şekilde görülebilir:
-
Süre
beklenenden uzun olabilir
-
Normal
süre içinde kişi kaybın ardından kendini öldürmek isteyebilir
-
Kişinin
gerçekle bağlantısı kopabilir, hayal görme veya normalde olmayan
sesleri işitme görülebilir v.b.
-
Aslında
kişinin ölmediğine hala yaşıyor olduğuna veya bunun aksine öldürülmüş
olduğuna inanma olabilir (gerçekte böyle olmadığı halde).
-
Kayba
bağlı suçluluk duygusu olabilir.
Deprem,
sel, yangın gibi doğal afet sonrası ortaya çıkan kayıplara bağlı görülen
normal olmayan yas tepkileri sıktır. Depresyonla yas birbirine çok benzer, ayırımı
güçtür ve bazen yas tepkisi depresyona dönüşebilir.
Çocuklarda
da yas tepkisi yetişkinlerin tepkisine benzer. İlk evrede çocuk olayı kabul
etmek istemez. Ağlar, hırçınlaşır, kaybettiği yakınını arar. İkinci
evrede kaybı fark etmeye başlar, umutsuzluğa kapılır, durgunlaşır, çevreye
tepki vermez, çevresi ile ilgilenmiyormuş gibi görülür. Son evrede kaybı
kabul eder ve kaybettiği kişinin yerine başkasını veya başkalarını
koymaya çalışır. Çocuklarda kaybettiği kişinin yerine başkasını
koymaya yardımcı olmak gerekir. Örneğin anne veya babasını kaybetmiş bir
çocukta kaybettiği kişinin yerine onun bakımını üstelenecek ,onu
sahiplenecek bir yetişkinin bulunması çocuğun kayıp duygusuyla baş etmesi
açısından çok önemlidir. Bu kişi hiçbir zaman anne ve babasını yerini
alamayacaktır ancak kendisini koruyan kollayan kişilerin varlığını algılayarak
kendisini güvende hissedecektir.
|